Yılın son günü....
Kocaman bir yıl geride kaldı. Ben hala aynı nokta da sayıyorum. 2010 için dileklerim vardı. Yerine geldimi... gerçekçiyim zaten gelmesini beklemiyordum. 2011 içinde dileklerim var onlar konusunda da gerçekçiyim. Filiz derki pozitif enerji yayarsan isteklerini elde edebilirsin. Valla olmayacaklarını bildiğimden dünyada ki bütün enerjileri yaysam da benim için farketmeyecek.
Hayal kurma yaşımı çoktan geçtim, ama insan doğası işte sen geçsende ruhun vazgeçmiyor.
Yinede yeni bir yıl, yeni bir başlangıç...
Herkez için dileğim sağlık, mutluluk, bolbol sevgi ve bol bol bereket...
Kendim için dileğim de temel aynı şeyler ama ekstra olarak adam gibi bir adam bulup aşık olmak istiyorum.
Hey evren dileğimi umarım duyarsın.
Hepinize nice nice mutlu seneler.
31 Aralık 2010 Cuma
30 Aralık 2010 Perşembe
Yaprak Dökümü Final
Bütün gazeteler baktım yazmış yazmış durmuş...
Yaprak Dökümünü
Dedim madem bende yazayım.
Öncelikle belirtmem gerekir ki ben o diziyi nerdeyse hiç izlemedim gibi birşey
Merakla beklediğim acaba ne olacak dediğim hiç bir bölümü yoktu.
Çoğunlukla sevgili anacım izler bende arada sırada bakar ama genelde kitap okur ya da müzik dinlerdim.
Ama dün son bölümü yupi artık şükür bitiyor edası ile izlemeye karar verdim.
İzledim de ilk defa da keyif aldım açık söyleyeyim.
Güzel bir final olmuş ellerine sağlık ama sanırım beni en çok etileyen Ferhunde'nin boş evde gelip eski bir fotoğrafa bakarak hüngür hüngür ağlaması oldu. Çünkü o hep acısıyla tatlısıyla kendisini bir aile'nin parçası hissettiği tek yerin onların yanı olduğunu söylerdi.
Her ne kadar son sahnesinde olayı batırsalar da ki malumunuz Tekin ailesi tren ile Trabzona gitti. Ama Trabzona tren seferi yok maalesef, genede güzel bir finaldi.
Ali Rıza bey'in o güllerin yanına gittiği ilk saniyelerde daha öleceğini biliyordum. Evde baya bir iddiasını bile yaptım sonunda da kazandım.
Gerçekten acısı ile, tatlısı ile, bize birşeyler katarak, bizden bir şeyler alarak sonunda bitti.
Emeği geçenlere teşekkürler.
Yaprak Dökümünü
Dedim madem bende yazayım.
Öncelikle belirtmem gerekir ki ben o diziyi nerdeyse hiç izlemedim gibi birşey
Merakla beklediğim acaba ne olacak dediğim hiç bir bölümü yoktu.
Çoğunlukla sevgili anacım izler bende arada sırada bakar ama genelde kitap okur ya da müzik dinlerdim.
Ama dün son bölümü yupi artık şükür bitiyor edası ile izlemeye karar verdim.
İzledim de ilk defa da keyif aldım açık söyleyeyim.
Güzel bir final olmuş ellerine sağlık ama sanırım beni en çok etileyen Ferhunde'nin boş evde gelip eski bir fotoğrafa bakarak hüngür hüngür ağlaması oldu. Çünkü o hep acısıyla tatlısıyla kendisini bir aile'nin parçası hissettiği tek yerin onların yanı olduğunu söylerdi.
Her ne kadar son sahnesinde olayı batırsalar da ki malumunuz Tekin ailesi tren ile Trabzona gitti. Ama Trabzona tren seferi yok maalesef, genede güzel bir finaldi.
Ali Rıza bey'in o güllerin yanına gittiği ilk saniyelerde daha öleceğini biliyordum. Evde baya bir iddiasını bile yaptım sonunda da kazandım.
Gerçekten acısı ile, tatlısı ile, bize birşeyler katarak, bizden bir şeyler alarak sonunda bitti.
Emeği geçenlere teşekkürler.
Rubber Duck
Bakmayın öyle ne diye. Snow jagger kar botlarının türkiyede ki satıcısı...
Evet size geçen gün resmini gösterdiğim botlarımı dün gece aldım ve şu an ayağımdalar.
Kar yok diyeceksiniz ne diye giydin.
Valla içi tüylü tüylü zavallı ayacıklarım şu anda sıcacık, gelecek saatlerde ne olur bilmem.
Botları size anlatayım biraz alacak olanlara da fikir olsun.
Alt tabanı ve ayakkabının tabanının bir santim üstüne kadar tamamen kauçuk, su girmesin diye yapılmış, kauçuğun iç kısmından su geçirmez kumaş yukarı doğru çıkıyor. O kumaşın hemen üstüne kauçuğun bittiği yerden bir üç santim kadar süet bir şerit var. Onun üstündende yarım bot hizasına kadar kendi kumaşı var.
İçi annemin demesi beraber bakmıştık. Pofuduk pofuduk koyun yünü kaplı.
En güzel tarafı ise kapanması için cırtcırtı sistem olmasının yanı sıra bu sistemin ayakkabının arkasında olması. Benim gibi şişmanlar için bulunmaz nimet olan bir şekilde de ayarlanır olması.
Birazcık kaba bir görüntüleri var. Ama u botlara nazaran kesinlikle daha şık. Kaba maba sıcak tutsunda daha ne isterim.
Tabii her ne kadar su geçirmez olsa da gene de önlem almakta fayda var deyip daha önce işe yarayıp yaramadığını bilmesemde nano spreylerden de sıkmayı ihmal etmedim. Hem su geçirmesini hem de kirlenmesini önlüyor. Yalnız düzenli kullamım şart.
Botları net'ten bulduğum tek satış bayisi olan ( sanal mağazalar haricinde) Yeşil Kunduradan aldım. 199,90.-tl fiyatı ayrıca firmanın 1 lira verip indirim kartını alarak ta 20 tl'lik indirim kazandım.
Evet size geçen gün resmini gösterdiğim botlarımı dün gece aldım ve şu an ayağımdalar.
Kar yok diyeceksiniz ne diye giydin.
Valla içi tüylü tüylü zavallı ayacıklarım şu anda sıcacık, gelecek saatlerde ne olur bilmem.
Botları size anlatayım biraz alacak olanlara da fikir olsun.
Alt tabanı ve ayakkabının tabanının bir santim üstüne kadar tamamen kauçuk, su girmesin diye yapılmış, kauçuğun iç kısmından su geçirmez kumaş yukarı doğru çıkıyor. O kumaşın hemen üstüne kauçuğun bittiği yerden bir üç santim kadar süet bir şerit var. Onun üstündende yarım bot hizasına kadar kendi kumaşı var.
İçi annemin demesi beraber bakmıştık. Pofuduk pofuduk koyun yünü kaplı.
En güzel tarafı ise kapanması için cırtcırtı sistem olmasının yanı sıra bu sistemin ayakkabının arkasında olması. Benim gibi şişmanlar için bulunmaz nimet olan bir şekilde de ayarlanır olması.
Birazcık kaba bir görüntüleri var. Ama u botlara nazaran kesinlikle daha şık. Kaba maba sıcak tutsunda daha ne isterim.
Tabii her ne kadar su geçirmez olsa da gene de önlem almakta fayda var deyip daha önce işe yarayıp yaramadığını bilmesemde nano spreylerden de sıkmayı ihmal etmedim. Hem su geçirmesini hem de kirlenmesini önlüyor. Yalnız düzenli kullamım şart.
Botları net'ten bulduğum tek satış bayisi olan ( sanal mağazalar haricinde) Yeşil Kunduradan aldım. 199,90.-tl fiyatı ayrıca firmanın 1 lira verip indirim kartını alarak ta 20 tl'lik indirim kazandım.
29 Aralık 2010 Çarşamba
AZAP
Yasak.Ölümsüz.
Uğruna Ölünecek Bir Aşk
AŞK ASLA ÖLMEZ BAĞIMLILIK YARATAN DÜŞÜŞ SERİSİNİN İKİNCİ ROMANI AZAP OKURLARINI MACERANIN DAHA DA DERİNLERİNE ÇEKİYOR
Cennetten kovulan bir melek olan erkek arkadaşı Daniel`dan ayrı kalan Luce için hayat cehennem azabından farksızdır. Birbirlerine kavuşmaları sonsuzluk kadar uzun sürmüştür ancak Daniel ona gitmek zorunda olduğunu söyler. Daniel Luce`u öldürmek isteyen ölümsüzleri - Sürgünleri - yakalayana dek geri dönmeyecektir. Luce`u Kalifornia`nın kayalık kıyı şeridindeki bir okula, sıra dışı yeteneklere sahip öğrencilerin, düşen meleklerin ve insanların çocukları olan Nefilimlerin bulunduğu Shoreline`a gizler. Shoreline`da Luce gölgelerin ne olduğunu ve onları önceki hayatlarına açılan bir pencere olarak nasıl kullanacağını öğrenir. Luce kendisini geliştirdikçe, Danielın ona her şeyi anlatmadığına dair şüphe duymaya başlar. Daniel ondan bir şeyler gizlemektedir Tehlikeli bir şeyler. Ya Daniel`ın çizdiği geçmiş tam olarak doğru değilse? Ya Luce`un başka biriyle birlikte olması gerekiyorsa?
Gelelim kendi yorumlarıma...
En başta belirteyim serinin sıkı bir takipçisiyim. Her ne kadar aslında bir teenager kitabı gibi lanse edilsede her yaş grubunun okumaktan zevk alacağı bir kitap bence.
Serinin ilk kitabı Düşüş (falen) ile ilgili düşüncelerimi yazma şansım olmamıştı. Bu sefer yazmak istedim.
Daniel muhteşem, güçlü, yakışıklı kadim meleklerden biri ama aşkı uğruna düşmüş bir melek...
Luce en büyük handikap onun kim olduğu yada ne olduğu bilinmiyor.
Danielin ve diğer meleklerin güçleri ortada ama Luce kendisini insan olarak bilsede garip güçleri var mesela ateş ilk öpüştüğü çocuğu yakarak öldürmüştü, sonra duyurucuları görebilmesi ve duyabilmesi, Azap'tan anladığım kadarı ile yıldız iğnesi ile ölebiliyor. Bizde oturup nedir diye tahmin yürütmeye çalışıyoruz.
İşin ilginç yanıda melekler ve şeytanlar onu korumak adına ölmeyi bile göze alacakları kadar önemli biri, dünyanın dengesi. kitapta'da böyle bir şey vardı. Dengeyi bozacak melek iyi yada kötü tarafı seçecek gibi bir şeyler yazıyordu. Luce bu meleğin Daniel olduğunu düşünüyordu. Ama bence o melek yada şeytan her neyse Luce..
Hikaye yi bilenler biliyor bilmeyenler de yukarıda yazılanlardan sonra öğrenmiştir. Kitabın en büyük özelliği bence bütün seri boyunca Luce'un kim olduğunu keşfetmesi ve Daniel'in onunla ilgili sırları. Tam diyorsunuz öğreniyoruz sırlar gün yüzüne çıkıyor Lauren Kate sizi allah bullak edip bırakıyor ortada
Şimi dört gözle serinin üçüncü kitabı Tutku'yu bekliyoruz da ne zaman çıkar allah bilir. Ve yazarımız bizim hangi sorularımızı yanıt verip bizi hangi konularda merak içinde bırakacak bakalım.
Yupii
Harbiden yupii deyip zıplayasım var yerimde...
Uzun zamandır kredi kartı borcum vardı. Küçük bir rakam ama bir türlü denkleyip kapatamıyordum.
Bu gün son ekstrem geldi.Çok şükür ki o borcu kapatmaya başladım. Sanırım gelecek ay tamamını bitiricem. Acayip sevinçliyim o yüzden.
Borcumu tamamen kapatmadan önce harcama yapmamak konusunda kendimi ikna etmiştim. Yapmıyorum da sadece gerekli olan şeyleri alıyorum. Bu iki ayıda bu şekilde geçirdikten sonra borcumu bitirip rahat edebileceğim.
Gerçi önümde zor bir dönem var ocak'ta bir arkadaşımın, şubat'ta birinin, mart'ta da kardeşimin doğum günü var geçen sene baya abartmıştım hediye konusunda ama bu sene abartmamaya karar verdim. Küçük ama güzel şeyler alıp borcumu harcımı bitiricem ve rahat edicem..
Uzun zamandır kredi kartı borcum vardı. Küçük bir rakam ama bir türlü denkleyip kapatamıyordum.
Bu gün son ekstrem geldi.Çok şükür ki o borcu kapatmaya başladım. Sanırım gelecek ay tamamını bitiricem. Acayip sevinçliyim o yüzden.
Borcumu tamamen kapatmadan önce harcama yapmamak konusunda kendimi ikna etmiştim. Yapmıyorum da sadece gerekli olan şeyleri alıyorum. Bu iki ayıda bu şekilde geçirdikten sonra borcumu bitirip rahat edebileceğim.
Gerçi önümde zor bir dönem var ocak'ta bir arkadaşımın, şubat'ta birinin, mart'ta da kardeşimin doğum günü var geçen sene baya abartmıştım hediye konusunda ama bu sene abartmamaya karar verdim. Küçük ama güzel şeyler alıp borcumu harcımı bitiricem ve rahat edicem..
27 Aralık 2010 Pazartesi
Çöl Çiçeği
Bu aralar galiba bende havalar gibiyim. Bir açılıp bir kapanıyor ve yazmakta zorlanıyorum. Saçmalama dürtüm çok yüksek paylaşmak istediğim şeyler bu ara pek yok.

O zaman en son aldığım kitaptan bahsedeyim dedim. Aslında iki tane kitap aldım. İris Johansen' den Çöl Çiçeği ve Lauren Kate'ten Azap.
Azap'ı halen okumaktayım. O yüzden Çöl Çiçeğinden bahsetmek istiyorum. Ki onu dün 13'te okumaya başladım akşam 21'de bitirdim.

Beni arama. Hazır olduğumda döneceğim.Bunlar, Pandora Madchen’ın kaçarken ardında bıraktığı satırlardı.Hayat önüne bambaşka fırsatlar çıkarıp onu farklı yollara sürüklese de o, yıllar sonra çöle, Sedikhan’a, âşık olduğu adama dönmeye artık hazırdır. Şeyh Philip El Kabbar, gücü tüm dünyaya uzanan bir işadamı olmasına rağmen yıllar boyu Pandora’dan bir haber alamamıştır. Pandora dönmüştür çünkü artık oyunun kuralları değişmeli, aşk yepyeni bir boyut kazanmalıdır. Kazanmanın kaybetmek, kaybetmeninse sevmek olduğu bu oyunun sonunda aşk kazanmalıdır.New York Times çoksatarı yazarları Iris Johansen’dan, okunmaya değer bir aşk hikâyesi...Bir kadının kalpten hissettiği ve istediği sürece, imkânsızlıkların ortadan kalkacağını bir kez daha hatırlatan bir öykü,Karşı konulamaz, yakışıklı bir adam ve egzotik bir mekân…Size de bu aşka şahitlik etmelisiniz.“Hayatta bazen büyük oynamak gerektiğini size bu kitap öğretecek.”
Bu kitap bir serinin devamı İris Johansen okuyanlar bilir. Bende bu iki karakter arasında ki ilişkiyi yazarın ilk okuduğum kitabı olan Bir Yaz Gülüşü adlı kitabından bu yana merak ederek bekliyordum. Bir Yaz Gülüşü kitabında ikiside yan karakterlerdi ama gelecek vaad ediyorlardı. Daha sonra yazarın kendi sitesinden bu ikilinin ilişkisinin anlatıldığı bir kitap olduğunu öğrendim. İngilizcesi uzun zaman önce gelmesine rağmen maalesef türkçeleştirilmesi aylar sürdü. Ama açık konuşayım ne Bir Yaz Gülüşü nede Ufka Dokunmak adlı kitablarından aldığım lezzeti bu kitapta bulamadım. Oysaki bu ikili arasında baya ilginç, seksi ve güçlü bir şeylerin geçmesini umuyordum.
Anlatım fazla hızlıydı. Sonra Philip Bir Yaz Gülüşünde bile daha egzantrik anlatılırken burada sıradandı, entrika yok sadece sonucu en başından belli olan bir hedef ve bir oyun var. Açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Kısa olmuş sevgili İlyada'da daha önce başka bir yayın evinin bastığı ama kendilerinin bu kitabın arkasından tekrar basacakları Ufka Dokunmak kitabının ilk bölümünü koyarak aslından 206 sayfa olan hikayeyi 244 sayfaya çıkarmış.
Çok büyük bir merak ile bekliyordum. Ama açık konuşayım beni cezbetmedi ve memnun etmedi maalesef.
Azap ile ilgili düşüncelerimi kitabı bitirir bitirmez yazacağım.
24 Aralık 2010 Cuma
Black Swan (Siyah Kuğ)

İmdb Puanı: 8.9/10Yapım:2010 ~ ABDTür:Dram, Gerilim, Gizem, PsikolojikYönetmen:Darren AronofskyKrzywonos, Melanie Torres, Shaun O'hagan, Tina SloanSenaryo:Darren Aronofsky, Mark Heyman, John MclaughlinYapımcı:Darren Aronofsky, Jon Avnet, Mike Medavoy, Scott Franklin, Brad Fischer, Brian Oliver, Arnold MesserGörüntü Yönetmeni:Matthew LibatiqueMüzik:Clint MansellSüre:1 saat 43 dkGösterim Tarihi: 25 Şubat 2011 (Türkiye) OyuncularNatalie Portman (Nina) , Mila Kunis (Lilly) , Winona Ryder (Beth) , Sebastian Stan , Vincent Cassel (Korolyevna) , Janet Montgomery (Madeline) , Barbara Hershey
Filmin Konusu & ÖzetiNina (Portman), New York’ta yaşayan çok yetenekli bir balerindir ve hayatında çoğu balerin için de olduğu gibi dansetmekten başka bir şey yoktur. Eski bir balerin olan ve bu konuda çok hırslı olan annesi Erica (Hershey) ile yaşamaktadır. Oyun yönetmeni Thomas Leroy (Cassel) KUĞU GÖLÜ’nün baş balerini Beth MacIntyre (Ryder) yeni sezonda değiştrimeye karar verir ve ilk tercihi de Nina’dır. Balenin saf ve zarif Beyaz Kuğu ile şehvetin temsilcisi Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırabilecek birine ihtiyacı vardır. Fakat Nina’yı bekleyen bir yeni bir rakip vardır, ve o da Leroy’u etkilemeyi başarmıştır. Nina Beyaz Kuğu rolüne her ne kadar uysa da Lily de Siyah Kuğu’nun tam karşılığıdır. İki genç dansçı arasındaki rekabet garip bir arkadaşlığa dönüşürken Nina da kendi karanlık tarafıyla haşır neşir olmaya başlamıştır – onu mahvedebilecek türden bir kayıtsızlık
Daha bir kaç dakika önce izlediğim bu yapım kesinlikle muhteşem bir çalışma olmuş. Seks sahnesi ile gündeme gelmiş olmasına rağmen seğrederken Natalie Portman'ın usta oyunculuğu sayesinde kesinlikle seks sahnesi arka planda kalmış.
Natalie Portrman oynadığı karakter Nina ile müthiş bir performans ortaya koymuş, zaman zaman utangaç, zaman zaman çift kişilikli harika bir karakteri oynayarak beni müthiş etkiledi.
Kendisine bu mühtiş oyunculuğunun bir oscar getirmesini bekliyorum.
Ben izlerken müthiş keyif aldım.Umarım sizde aynı keyfi alırsınız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)